İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi tarafından Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde düzenlenen “Şehir Sohbetleri” programında, Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin (GÜDAK) misyonu, kentin dağ potansiyeli ve turizme katkıları detaylı bir şekilde ele alındı. Bülent Bal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde konuşan GÜDAK yöneticisi Selami Karaaslan, kulübün kuruluş hikayesinden bugüne uzanan dijital tanıtım faaliyetlerini, eko-turizme sağladıkları katkıları ve Gümüşhane dağlarının saklı kalmış hazinelerini katılımcılarla paylaştı.
İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi tarafından düzenlenen “Şehir Sohbetleri” programı, kentin saklı kalmış doğa turizmi potansiyelini ve sivil toplum hareketlerinin bu alandaki rolünü masaya yatırdı.
Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Bülent Bal’ın üstlendiği programa, Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin (GÜDAK) yöneticisi Selami Karaaslan konuk oldu.
İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şube Başkanı Adem Varan, Gümüşhane Kent Konseyi Başkanı Rüstem Demirağ, kulüp üyeleri ve diğer katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği programda, kulübün kuruluş sürecinden bugüne kadar gerçekleştirdiği rota belirleme çalışmaları, ulusal ve uluslararası tanıtım faaliyetleri ile Gümüşhane dağlarının eko-turizm açısından taşıdığı stratejik önem detaylı bir şekilde değerlendirildi.
Gümüşhane’nin Bila Bedel Tanıtım Elçileri: GÜDAK
Programın açılış konuşmasını yapan Moderatör Bülent Bal, Gümüşhane gibi küçük iller için turizmin hayati bir potansiyel barındırdığına dikkat çekti. Kentin hem tarih hem de doğa açısından bir açık hava müzesini andırdığını belirten Bal, bu zenginliğin gönüllü tanıtımcılar sayesinde görünür kılındığını vurguladı.
“GÜDAK, sütün içindeki yağ gibi, görünmüyorlar ama etki alanları çok fazla”
Bülent Bal, şu ifadeleri kullandı: “Gümüşhane’de turizmin aslında bila bedel tanıtım işini üstlenen kişiler bu tip kurumlar, kuruluşlar. Sosyal platformlar herhangi bir ücret vesaire almadan ulusal çapta doğasını, tarihini bizlerle paylaşan, hem içeriye hem ülke çapında bunların yayılmasına katkı sağlayan yapılar. Yani sütün içindeki yağ gibiler açıkçası. Belki görünmeyebilirler ama etki alanlarının çok fazla olduğunu düşünüyorum.”
4-5 Kişiyle Başlayan Macera Çığ Gibi Büyüdü
GÜDAK’ın kuruluş hikayesini ve gelişim sürecini anlatan Selami Karaaslan, kulübün 2008 yılında dönemin Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu’nun teşvik ve destekleriyle kurulduğunu belirtti. Kulüp Başkanı Mustafa Akbulut ve 6-7 kişilik bir ekiple resmiyete kavuşan topluluğun, zamanla yüzlerce kişiye ulaştığını ifade eden Karaaslan, kış aylarında kayağa da ağırlık vererek Gümüşhane’ye 200’ün üzerinde kayak sporcusu kazandırdıklarını dile getirdi.
Gümüşhane’nin Gönüllü Turizm Elçileri
Karaaslan, kulübün sadece yürüyüş yapan bir topluluk olmadığını, kentin saklı hazinelerini keşfeden gönüllü turizm elçileri olduklarını belirtti. Karaaslan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bizler GÜDAK ailesi olarak, sadece yürüyen bir topluluk değiliz; biz bu coğrafyanın saklı kalmış hazinelerini keşfeden, koruyan ve dünyaya tanıtmaya çalışan gönüllü turizm elçileriyiz.”
Kulübün kurulduğu ilk günden bu yana temel amacının Gümüşhane insanına ve özellikle gençlere doğa sevgisini aşılamak olduğunu ifade eden Karaaslan, dört duvara sıkışan modern hayatın karşısına coğrafyanın sunduğu özgürlüğü koyduklarını aktardı.
GÜDAK’ın Kuruluş İskeleti Nasıl Oluştu?
Selami Karaaslan, kulübün resmi olarak kurulmadığı dönemlerde arkadaş grubuyla yaptıkları doğa aktivitelerini ve resmi kulüpleşme sürecinin nasıl başladığını anlattıktan sonra 2008 yılında kurulan kulübün ilk zamanlarda iki haftada bir 9-10 kişiyle etkinlik yaparken bugün her hafta yüzlerce kişiyle etkinlik yaptıklarını ve sosyal medyada binlerce takipçiye ulaştıklarını kaydetti.
“Yerin Altı Gümüş Yerin Üstü Altın”
Gümüşhane dağlarının karakterini ve endemik çeşitliliğini vurgulayan Karaaslan, kentin coğrafi zenginliğini şu şekilde ifade etti: “Gümüşhane, adı üzerinde, yerin altı gümüş, yerin üstü ise altın değerinde bir coğrafyadır. Bizim dağlarımız sadece taştan, kayadan ibaret değildir; birer yaşayan tarihtir, endemik bitki deposudur. Abdal Musa’dan Artabel’e, Tersun’dan Zigana’ya kadar her dağımızın karakteri farklıdır. Kimi zaman 3 bin metrelik zirvelerde karla mücadele ederiz, kimi zaman Süleymaniye’nin eteklerinde ilkbaharda açan o sarı zifin çiçeklerinin, ayı güllerinin ve dünyada eşi benzeri az bulunan Draba gibi endemik floranın izini süreriz.”
Gümüşhane Turizmi İçin Saha Ajansı Gibi Çalışıyoruz
Kulübün dağları sadece yürümek için kullanmadığını, kentin turizm potansiyelini harekete geçirmek adına birer saha ajansı gibi çalıştıklarını belirten Karaaslan, yürüyüş rotalarını bizzat ayak basarak ve GPS kayıtlarını alarak çıkardıklarını söyledi.
Parkurların haritalandırılması sayesinde turistlerin ve dağcıların güvenle yürüyebileceği alanlar oluşturulduğunu ifade eden Karaaslan, her yürüyüşün bir belgesel, her fotoğrafın ise bir turizm broşürü niteliği taşıdığını, sosyal medya ve haberler aracılığıyla dağları, yaylaları, şelaleleri ve tarihi köprüleri dünyaya servis ettiklerini anlattı.
“Yılda 500 kilometre yol yürüyoruz”
Etkinliklerde katılımcı sayısının bazen 100’ü bulduğunu, rekorlarının ise 300 kişi olduğunu kaydeden Karaaslan, senede dağlarda ortalama 500 kilometre yol yürüdüklerini aktardı.
“Gidemediğiniz yer sizin değildir” şiarıyla hareket ettiklerini vurgulayan Karaaslan, kentin tanıtımında basının üstlendiği rolü şu sözlerle takdir etti: “Basınımız ve sosyal medya aracılığıyla ilimizi Türkiye’ye ve dünyaya tanıtıyoruz. İl dışından gelen dağlarımızı görmek, gezmek isteyen dağcı gruplarına destek oluyoruz. Rotalarımızı veriyoruz, bazen gönüllü arkadaşlarımızla mihmandar veriyoruz, onların da Gümüşhane’yi gezmesini, görmesini sağlıyoruz.”
“Gez Gez Bitmiyor; Bu Coğrafya İstanbul Gibi”
Panelde söz alan GÜDAK üyeleri, Gümüşhane coğrafyasının yüzde 60’ının dağlardan, derin vadilerden ve zirvelerden oluştuğunu hatırlattı. Kulübün faaliyete başladığı 18 yıllık süreçte kentin doğasının keşfedilmekle bitmediğini belirten üyeler, bu durumu İstanbul’un tarihi zenginliğine benzetti.
GÜDAK olmasaydı Gümüşhanelilerin bile Artabel Gölleri’nden, yaylalarından haberdar olmayacağını savunan katılımcılar, şu an Trabzon, Giresun, Rize ve hatta Kars gibi illerden çok yoğun bir dağ turizmi talebi aldıklarını bildirdi, İzmir, Ankara ve İstanbul gibi uzak şehirlerden gelen doğaseverlere, ellerindeki anlık GPS ve KML rotalarını paylaşarak dijital rehberlik hizmeti sunduklarını açıkladılar.
“Sahadaki kronik sorunları biran önce çözülmeli”
İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şube Başkanı Adem Varan ise kentin sahip olduğu yüksek turizm potansiyeline dikkat çekerek, sahada yaşanan bazı kronik sorunların çözülmesi gerektiği yönünde bir değerlendirmede bulundu.
Kentin doğal ve tarihi zenginliklerinin korunarak turizme kazandırılmasının önemini vurgulayan Varan, sivil toplum kuruluşlarının ve doğaseverlerin bu alandaki çalışmalarını takdir ettiğini belirtti.
Gümüşhane’nin Artabel Göllerinden Örümcek Ormanlarına, İmera Manastırı’ndan Satala Antik Kenti’ne kadar çok zengin bir mirasa ev sahipliği yaptığını ifade eden Varan, turizmde istenilen seviyeye ulaşılabilmesi için öncelikle altyapı ve toplumsal bilinç eksikliklerinin aşılması gerektiğini kaydetti.
“Sadece Tanıtım Yetmez, Altyapı ve Yönlendirme Şart”
Varan, Gümüşhane turizmini sekteye uğratan temel sorunları genel bir değerlendirmeyle şu şekilde özetledi:
• Altyapı ve Hijyen Yetersizliği: Örümcek Ormanları, İmera gibi turistik noktalarda tuvalet ve lavabo gibi en temel hijyen ihtiyaçlarının hâlâ karşılanamamış olması ziyaretçi memnuniyetini olumsuz etkilemektedir.
• Yönlendirme ve Tabela Eksikliği: Kentin birçok noktasında tabela eksiklikleri veya hatalı yönlendirmeler nedeniyle turistlerin ciddi yön bulma sorunları yaşadığı gözlenmektedir.
• Kültürel Koruma Bilinci ve Kamu Malına Zarar (Vandalizm): Doğal alanlara yerleştirilen yön tabelalarının ya da tarihi yürüyüş parkurlarındaki ahşap merdivenlerin piknikçiler tarafından sökülüp yakacak olarak kullanılması, çevre bilincinin artırılması yönündeki eğitim ihtiyacını ortaya koymaktadır.
• Yerel Girişimcilik ve Turizm Bilincinin Geliştirilmesi: Turizm rotasındaki köylerde yaşayan yerel halkın, dışarıdan gelen misafirleri ekonomik bir fırsata dönüştürecek yerel ürün satışı gibi girişimlerde bulunması teşvik edilmeli; bazı bölgelerdeki turistlere karşı direnç gösterilmesi sorunu eğitimle aşılmalıdır.
• Doğal Alanların Korunması ve Kamu Reaksiyonu: Artabel gibi hassas ekosistemlerin motorlu araçlarla tahrip edilmesinin önüne geçilmeli; kamu kurumları sivil toplumun sahadan getirdiği bu eksikliklere karşı daha hızlı çözümler üretmelidir.
Varan, sorunların çözümü için tüm ilgili kurumların koordineli çalışması gerektiğini belirterek, sivil toplum olarak bu süreçte her türlü iş birliğine hazır olduklarını ifade etti.

