Gümüşhane’de 9 yıldır mimarlık yapan ve son 5 yıldır seramikle uğraşan Elif Işık Canlı, merkeze bağlı Dölek köyünde kadınlar tarafından sürdürülen geleneksel çömlekçiliği yaşatmak için çalışma başlattı.
Köyden aldığı çamuru atölye ortamında farklı katkı maddeleriyle inceleyen Işık Canlı, hazırladığı numunelerin elektrikli fırına dayanıklılık ve sır tutma denemelerinden olumlu sonuç verdiğini belirtti.
İstanbul’da aldığı eğitimlerin ardından ev ortamının seramik üretimi için yeterli olmadığını gören Işık Canlı, Gümüşhane’de küçük bir atölye kurdu. Çalışmalarında kentin yerel malzemelerinden yararlanmak isteyen Işık Canlı, Dölek köyünde geleneksel güveç üretiminde kullanılan çamura yöneldi.
Elif Işık Canlı’nın köyde öğrendiği geleneksel bilgiyi atölye denemeleriyle birleştiren çalışması, Dölek çömlekçiliğinin özgün yapısını koruyarak farklı tasarımlarda kullanılabilmesi için yeni bir uygulama alanı sundu.
İki farklı toprak el emeğiyle işleniyor
Dölek çömlekçiliğinin zahmetli bir üretim sürecine dayandığını belirten Elif Işık Canlı, köydeki kadınların farklı bölgelerden getirilen iki tür toprağı birleştirdiğini söyledi.
Canlı, “Gümüşhane’mizin güzel bir değeri ve güzel bir çamuru. Çok zahmetle çıkarılıyor. Kadınlar bununla ilgili her şeyi baştan sona kendileri yapıyor. İki farklı yerden çamur getiriyorlar. Ayaklarıyla bu çamurları çiğneyip birleştiriyor, taşları elleriyle tek tek ayıklıyor ve güveç kaplarını ortaya çıkarıyorlar. Ben de onların emeklerini daha görünür kılmak için Dölek çamurunu seçtim” dedi.
Köyden alınan çamurun kuruduğu için önce suda bekletildiğini anlatan Işık Canlı, fazla suyun ardından malzemenin alçı plakalar üzerinde yeniden şekillendirme kıvamına getirildiğini kaydetti.
Dölek çamuru fırın ve sır testini geçti
Eylül ayında Dölek köyünden numune aldığını aktaran Işık Canlı, atölyeye döndüğünde küçük deneme plakaları hazırladığını belirtti. Çamurun saf ve katkılı hâllerini ayrı ayrı inceleyen Canlı, elektrikli fırında vereceği tepkiyi ve sırla uyumunu test etti.
Canlı, “Çamurun içine farklı katkı maddeleri koyarak dayanıklılığını ölçtük. Katkı maddesi eklendiğinde ne gösterdiğini ve elektrikli fırında nasıl tepki verdiğini küçük numuneler üzerinde denedik. Sır tutup tutmadığına baktık. Çamur, elektrikli fırında dayanıklı olduğunu ve sır tuttuğunu gösterdi. Ardından küçük güveç kapları yaptık” ifadelerini kullandı.
Dölek’te geleneksel kapların sır yerine sütle yapılan bir son işlemden geçirildiğini belirten Işık Canlı, atölyede gerçekleştirdiği sır denemeleriyle malzemenin farklı üretim yöntemlerine uyumunu araştırdığını söyledi.
“Seramik bana sabrı öğretti”
Çocukluğundan beri çamura şekil vermeyi sevdiğini anlatan Işık Canlı, üniversite yıllarında katıldığı atölye çalışmalarının seramik serüveninin başlangıcını oluşturduğunu dile getirdi.
“Mimarlıkla birlikte bir şeyler tasarlamayı öğrendim ancak seramik bana sabrı öğretti” diyen Canlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seramikte fırından her zaman güzel sonuç çıkmıyor. Ürünler bazen patlıyor, yamuluyor ya da istediğiniz renk oluşmuyor. Sabredip tekrar tekrar denediğinizde ise ürün ateşle buluşuyor ve sonunda o sabrın karşılığını çok güzel biçimde veriyor.”
Gümüşhane panosunun ilk denemesi kırıldı
Gümüşhane’nin farklı kültürlerini yansıtan bir hatıra panosu hazırlamak istediğini belirten Canlı, cami ve kilise imgelerini aynı çalışmada buluşturmayı planladığını aktardı. İlk panonun kalınlığı ve yeterince kurumaması nedeniyle fırında kırıldığını söyleyen Işık Canlı, tasarım üzerinde yeniden çalışmaya başladığını bildirdi.
Seramik üretiminin uzun ve dikkat gerektiren aşamalardan oluştuğunu ifade eden Canlı, çamurun şekillendirildikten sonra dengeli biçimde kurutulduğunu, ilk pişirimin ardından “bisküvi” adı verilen ürünün elde edildiğini anlattı. Gerekli rötuş ve sırlama işlemlerinden sonra ikinci pişirimin gerçekleştirildiğini belirten Işık Canlı, her iki aşamada da çatlama, yamulma veya kırılma ihtimalinin bulunduğunu söyledi.
“Bu sanat kaybolmasın diye yerinde öğreniyorum”
Dölek köyündeki üretim yöntemlerinin dünyanın farklı bölgelerinde görülen geleneksel tekniklerle benzerlik taşıdığını belirten Canlı, köyde kullanılan araçların büyük ölçüde ilk biçimlerini koruduğunu kaydetti.
Canlı, “Amacımız buradaki sanatın yok olmamasını sağlamak. Ustalarımızdan sonra bu işi devam ettirecek pek kimse yok. Bu sanat kaybolmasın diye köye gelip yerinde öğreniyorum ve ustalarla birlikte yol alıyorum. Onlarla üretip ortaya çıkan ürünleri ilgili yerlere ulaştırmaya çalışıyorum” dedi.
Kaynanasından öğrendi, günde 20 kaba kadar üretiyor
Dölekli kadın ustalardan 70 yaşındaki Şengül Saraç, çömlekçiliği evlendikten sonra kaynanasının yanında öğrendiğini anlattı. Önce küçük kaplarla işe başladığını belirten kadın usta, zaman içinde kendi başına üretim yapabilecek seviyeye geldiğini söyledi.
Sağlığının elverdiği günlerde 15 ila 20 arasında kap yapabildiğini ifade eden Saraç, “Çamura su serperek ıslatıyoruz. Daha sonra örtünün arasına koyuyor ve ayaklarımızla çiğniyoruz. Eskiden bir ayağımızla basardık. Şimdi gücümüz yetmediği için iki ayağımızla çiğniyoruz” dedi.
Diğer kadın usta Pembe Bilgili de çömlekçiliğe çocukluk yıllarında başladığını, evlendikten sonra kayınvalidesiyle uzun süre üretim yaptığını anlattı. Eşinin 30 yıl önce vefat ettiğini belirten Bilgili, o tarihten bu yana yaptığı kapların alıcılar tarafından evinin önünden teslim alındığını söyledi.
Üretim sürecini anlatan Bilgili, sert ve yumuşak özellikteki iki ayrı toprağın farklı noktalardan getirildiğini belirterek, “Eskiden toprağı hayvanlarla ve sırtımızda taşırdık, şimdi arabayla getiriyoruz. Toprakları üst üste yığıp karıştırıyor ve ıslatıyoruz. Kıvamına geldiğinde ayaklarımızla çiğniyoruz. Çamuru bir gün önceden hazırlayıp ertesi gün kapları yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

